3G teknolojisi ile nihayet tanıştık. Acaba iş dünyasının ve teknoloji tutkunlarının merakla beklediği 3G (3’üncü nesil iletişim standardı), Hayatımıza neler getiriyor? Getirdikleri götürdüklerinden fazla mı? En iyisi okuyun ve kararı siz verin.
GSM operatörleri, 3G teknolojisini lanse ederken, görüntülü telefon görüşmesi yapabilme imkânının üzerinde o kadar çok durdu ki birçok kullanıcı, 3G’yi “görüntülü arama” olarak algıladı. Elbette bu yanlış bir anlaşılma. 3G’yi tanımlamak için belki de en doğru cümle; “yüksek hızlı veri iletişimi”. Üstelik sadece cep telefonları için değil, notebook ve netbook’lar için de son derece önemli bir atılım. 3G, sağladığı yüksek veri iletişimiyle; -hızlı internet- bizleri kablosuz internet ortamında özgür bırakan teknolojinin adı.
Dilerseniz uyumlu cep telefonunuzdan, dilerseniz uyumlu dizüstü bilgisayarınızdan (bilgisayarınız uyumlu değilse de bir 3G USB modem ile kullanabilirsiniz), cep telefonunuzun sağlıklı sinyal aldığı her yerden internete bağlanmanız mümkün. Bu da size, Karadeniz’de uçsuz bucaksız bir yaylanın orta yerinden, evinizde oturma odasında şirinlik yapan çocuğunuzu izleme imkânı verir ki amaç da tam olarak bu özgürlüğü sağlamaktır. Cep telefonundan TV izlemek, görüntülü telefon görüşmesi yapmak, ADSL’den daha hızlı bir şekilde internette sörf yapmak (tartışılır) ve en önemlisi “internete bağlanmak için” servis erişimi sunan herhangi bir yerde olma zorunluluğu taşımamak, 3G’nin en temel avantajları.
3G gerçekleri Peki, acaba tüm bu vaatler, aradan geçen birkaç ayın sonunda ne kadar gerçekçi bir biçimde sunuluyor? Örneğin Mobil TV vaat ettiği özgürlük dünyasının merkezinde durmayı başarıyor mu gerçekten de? Özellikle hareketliyken yaşanan bağlantı sorunları, operatörlerin TV kanalları ile ilgili ilginç paylaşım politikası ve şimdilik pahalı görünen servis ücretleri, bu büyülü dünyanın çekiciliğini bir miktar gölgeliyor. Turkcell kullanıcıları; Kanal D, ATV, Star TV gibi kanalları listede göremiyorlar örneğin. Bu da ücret ödeyerek satın aldığınız bir servis için biraz tuhaf bir durum.
İnternet erişimi için de benzer problemleri bu süreçte sıkça gördüğümüzü söyleyebiliriz. Evinizin salonunda mutlu-mesut 3G –hatta 3.5G- hızında internete erişirken, mutfağa geçtiğinizde bağlantınızın EDGE ya da GPRS formuna dönüştüğünü görebilirsiniz. Araçla seyahat ederken de bu değişime yine sıkça şahit oluyoruz. Yani servis, başlangıcı üzerinden neredeyse 6 ay geçmiş olmasına rağmen henüz tam performansla çalışıyor diyemeyiz.
Daha önceleri neredeydiniz? Tüm GSM operatörleri 3G’nin hayatımıza girdiği 30 Temmuz tarihinden kısa süre önce kapsamlı basın toplantıları düzenleyerek bu konuyla ilgili ürün ve servislerini tanıttı. Fakat en çok akılda kalan, Turkcell Genel Müdürü Süreyya Ciliv’in tanıtım toplantısının hemen başında söylediği bir söz oldu; “Bu toplantıyı 2 yıl önce yapmadığımız için çok üzgünüm!” Bu cümlenin kodlarını dilerseniz beraber çözelim. Öncelikle Avrupa’da uzun bir süredir kullanılan 3G teknolojisi (ki bazı ülkeler bir sonraki aşamayı da gördü), Türkiye’ye bir hayli geç ulaştı diyebiliriz. Mobil numara taşınabilirliği ile ilgili düzenlemenin beklenmesi ve bu sürecin etkileri, iptal edilen ihaleler, hazırlanamayan altyapılar ve elbette GSM operatörleri tarafından devlete ödenen küçük çaplı servetler. Bir operatör firma yetkilisinin, 2007 yılı sonlarında “Türk kullanıcısı için henüz 3G’ye gerek yok” açıklaması da henüz unutulmayan bir ifade. Sonuç olarak hepsi geride kaldı ve tamamlanan ihale ile birlikte Turkcell A tipi, Vodafone B tipi, Avea da C tipi lisansın sahibi oldu. Ve Türkiye birçok alanda olduğu gibi, 3G teknolojisiyle de geç tanışmış oldu.
Ya maliyetler? Tüm operatörler, 3G ile ilgili ürün ve servislerini -zaman zaman abartılı bir şekilde- tanıtırken, kullanıcıların aklında beliren; “ben tüm bunlar için servet mi ödeyeceğim acaba?” sorusu da gün geçtikçe akıllarda daha fazla yer etti. Operatörler, internet ve görüşme maliyetlerini açıkladı. Tarifeler ve kampanyalar karmaşasında, buraya erişim ücretleri yazmayı şimdilik gerekli bulmuyoruz. Operatörlerin resmi web sayfaları bu konuda aydınlatıcı olacaktır. Bu arada faturanızda tatsız sürprizlerle karşılaşmamak için, bilhassa internet erişimi kota aşım ücretlerini çok çok iyi öğrenmenizi öneririz.
Hayatımızda neler değişecek? 3G, özellikle iş yaşamını masa başında değil de sahada sürdürenlerimiz için son derece önemli değer teklifleri sunuyor. Bunlardan en önemlisi elbette mobil genişbant internet erişimi. E-postalarınızı yoldayken denetlemenin, ekleriyle birlikte hızlı bir şekilde yönetmenin konforu tartışılmaz. Görüntülü konuşma özelliği de çalışanların ve patronların çevrimiçi toplantıları için biçilmiş kaftan. Elbette tek değişim iş dünyasında değil. Yolda, seyahatte kısacası dilediğiniz her yerde TV izlemek gibi bir imkâna da sahip oluyorsunuz. Uygun paketi satın alarak, filmler, canlı spor karşılaşmaları ve gerçek zamanlı haber bültenlerini 3G ile cebinize sığdırabilirsiniz. Bankaların görüntülü müşteri hizmetleri servisleri, hızla cebinize gelen internet videoları ve daha etkin kullanılan widget’lar (bağlantı kısayolları) bu teknolojinin zaman içinde daha önemli bir hale geleceğinin sinyallerini şimdiden veriyor.
Nasıl geçiş yapacağım? Elbette 3G uyumlu bir cep telefonuna sahip olmanız gerekiyor. Bu cihazlardan birine sahipseniz, operatörlerin ilan etmiş olduğu SMS numaralarına 3G yazarak başvurmanız ve kendiniz için uygun tarifeyi seçip satın almanız gerekiyor. Görüntülü görüşme ilginizi çekiyorsa, telefonunuzun ön panelinde ikinci bir kamera olmasına dikkat etmelisiniz. TV izlemek ve web için tercih edecekseniz, geniş ekranlı bir cihaz sahibi olmaya özen göstermelisiniz. Yaklaşık 2,5 inç iyi bir seçim olacaktır.
|